Ölümden Sonrasını Biliyor musunuz ?


Veraset İlanı :
Bireylerin vefatı durumunda miras üzerinde kimlerin hangi oranda hak sahibi olduklarının yazılı olduğu belgeye “Veraset İlamı” adı verilmektedir. Veraset ilamı diğer adıyla mirasçılık belgesi olarak bilinir. Zaten veraset ilamı kavramı 4721 sayılı Medeni Kanun içerisinde 598. Maddede “Mirasçılık Belgesi” olarak ifade edilmektedir.

Veraset ilanı ölen bir kişinin ardından ölen kişinin mirasçılarının yer aldığı mahkeme kararı ile ya da Noterden çıkartılabilen mirasçılık belgesidir. Veraset ilamı çıkarılabilmesi için yasal veya atanmış mirasçı olunması gerekir. Yasal mirasçılar için mirasçı olunduğu basitçe kimlik ibraz edilerek ispatlanabilirken, atanmış mirasçılar açısından mirasçı olduğunun ispatı için noter veya mahkeme huzurunda ispat gereklidir.

Veraset İlanı Nasıl Çıkartılır ?

Veraset ilamı ya da mirasçılık belgesi içerisinde kimlerin mirasçı olduğu ve mirastan alacakları paylar açıkla belirtilmektedir. Buna göre mirasçılar, miras bırakan kişinin taşınabilir ve ya taşınmaz malları ve alacakları için veraset ilamı içerisinde belirlenen oranda mirasa hak sahibi olurlar.

Veraset ilamı yada mirasçılık belgesine itiraz etmek mümkündür. Veraset ilamına itiraz süresi olarak kanun herhangi bir zaman aşımı belirtmemektedir. Veraset ilamına itiraz edecek bireylerin bunun için mahkemeye başvuru yapmaları gerekir. Herhangi bir itiraz davası açılmaması durumunda veraset ilamı içerisinde belirtilenlerin mirasçılar tarafından kabul edildiği varsayılır ve miras paylaşımı da bu şekilde yapılır.
Borca Batıksa miras reddi :
Miras davalarına konu olan hususlardan birisi de mirasın borca batık olması durumunda açılan reddi miras ya da mirasın reddi konusudur. Mirasın borca batık olması, miras bırakan kişinin terekedeki alacaklarının ve borçlarının karşılaştırılması yapıldığında, murisin alacağından çok borcunun olması durumudur.Miras bırakan kişinin mirasında alacaktan daha fazla borç olması noktası, mirasın borca batık olması olarak adlandırılır.

Mirasın Borca Batık Olması Durumunda yapılması Gerekenler ?
Miras bırakan kişinin borca batık mirası önceden biliniyor olabilir ve ya terekenin hesaplanmasından sonra mirasın borca batık olduğu görülebilir. Bu noktada murisin borçlarını ödememek adına yapılması gereken mirasın reddidir.ra mirasın borca batık olması durumunda açılacak mirasın reddi davasında zaman aşımı şartı bulunduğundan, bir çok birey mirasın reddi yapamadan,miras bırakan kişinin borçlarını ödemekle sorumlu olabilmektedir. Miras bırakan kişinin bıraktığı mirasın borca batık olduğu kesin olarak biliniyor ise, kanun, mirasçıların reddi miras yapmalarına gerek duyulmadığını belirtir. Yani miras kesin olarak borca batıksa, mirasçıların mirası kabul etme beyanı göstermemeleri gerekir. Bir başka ifadeyle kanun, mirasçıların mirası kabul ettiği yönünde bir beyanı yok ise mirasın borca batık olduğu durumlarda miras otomatik olarak reddedilmiş sayılır der.

Mirasın borca batık olması kesin değil ise, terekenin açılmasından itibaren 3 ay içerisinde bireyler reddi miras davası açabilirler. Dikkat edilmesi gereken bir başka husus ise, miras bırakanın mirasına müdahale edilmesi durumunda reddi miras davası açılamayacağıdır. Örneğin miras bırakan kişinin vefatının ardından piyasadaki alacağını tahsil eden bir mirasçı, mirası kabul etmiş sayılmaktadır ve bu birey mirası red hakkı yoktur.

Vasiyetname
Vasiyetname Nedir ?

Vasiyetname, kişinin mevcut mal varlıkları üzerinde hayattayken yapmış olduğu ancak ölümünden sonra sonuç doğuracak şekilde tasarruf imkanı sağlayan ve miras bırakanın ölümüne kadar bir çok defa değiştirebileceği ve ölümü tarihine en yakın olanın geçerli olacağı, Türk Medeni Kanunu 531 maddesi ve devamında açıklandığı üzere şekle bağlı miras bırakanın kendi el yazısı ile veya resmi memur ( Resmi memur, sulh hakimi, noter veya kanunla kendisine bu yetki verilmiş diğer bir görevli) tarafından düzenlenebileceği gibi harp ve olağanüstü hallerde deprem, sel, ölüm tehlikesi, ulaşımın kesilmesi gibi yazılı yapılamayan hallerde sözlü olarak düzenlenebilen ve Türk Medeni kanununda düzenlenmiş hukuki işlemdir. Bu genel tanımdan sonra vasiyetnamenin usuli açıdan geçerli olabilmesi için Türk Hukuk Sistemi kişinin bu tasarrufunu belirli usullere ve sınırlara tabii kılmıştır.

Miras bırakan, mal varlığının ancak yasal mirasçılarının saklı paylarına müdahale etmeyen kısmı için tasarrufta bulunabilir. Aksi halde kanun, miras bırakan tüm varlığını başka şahıslara veya varislerinden birine vasiyet etse bile saklı pay sahibi olan ve saklı payının ihlal edildiğini düşünen kanuni varislerinden her biri (Türk Medeni Kanunu 549, 560 vd.) hükümlerine göre kanuni mirasçının saklı payının ihlal edildiğini öğrendiği tarihten itibaren başlayarak bir yıl ve her halde 10 yıl içinde tenkis davası açma hakkını kullanmalıdır. Ancak hukukumuzda kimse hak sahibi olduğu davayı açmaya zorlanamaz, kanuni mirasçı isterse kendi inisiyatifi ile bu davayı açabilir. (Hukuk Muhakemeleri Kanunu 24.mad)

Saklı paya ilişkin düzenleme ise Türk Medeni Kanunu 506. Madde ’sinde, belirtildiği şekilde saklı pay oranları; çocukların saklı payının yasal miras payının yarısı, eş için altsoy veya miras bırakanın ana babası olması halinde, yasal miras payının tamamı, diğer hallerde yasal miras payının dörtte üçü, miras bırakanın anne ve babası için yasal miras payının dörtte biri saklı paydır.

Bu saklı paylar haricinde, Türk Hukuk sistemine uygun geçerli bir vasiyetnameden bahsedebilmek için bir takım usul ve şekil şartlara uyulması gerekmektedir. Şöyle ki; İlk olarak miras bırakanın vasiyetname yapabilmesi için ayırt etme gücüne sahip olması ve 15 yaşını doldurmuş olması gerekmektedir. Ayırt etme gücüne sahip olması; kişinin eylemlerinin sonuçlarını kavrayabilmesi ve buna uygun davranabilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca irade yokluğundan söz etmek gerekir zira miras bırakanın iradesini yansıtmayan, anlatılmak istenenin anlaşılmadığı bir düzenlemenin geçerli olması beklenemez. Bunun yanı sıra, aşağıda bahsedeceğimiz vasiyetnamenin şekil şartlarını taşımaması, içeriğinin gerçekleşmesinin imkânsız olması, ahlaka ve kanuna aykırılık taşıması ve son olarak da, sonradan düzenlenen bir vasiyetname ile önceki vasiyetnamenin çelişmesi halinde önceki vasiyetnamenin sonuçlarını doğuramayacak olması, önceki vasiyetnameyi geçersiz kılacak hallerdir. Bunlar; iptal davasının konusunu oluşturur. İptal davasının zamanaşımı hukuksuzluğun ahlaka aykırı veya usulsüz bir vasiyetnamenin öğrenildiği tarihten itibaren bir ve davacının iyi niyetli olması hali için ön görülmüş olan on senelik zaman aşımına tabidir. Sürenin başlangıcı vasiyetnamenin açıldığı andır.
Miras Sözleşmesi
Miras Sözleşmesi

Mirasçılar açısından kendi aralarında elden yaptıkları paylaşımın hukuki anlamda bir geçerliliği olmadığından, mirasçıların kendi aralarında yapacakları paylaşım ancak yazılı bir sözleşme ile geçerli kılınabilmektedir.

Miras Sözleşmesi Nasıl Yapılır ?

Miras taksim sözleşmesi tüm mirasçıların katılımı ile yapılabilir. Uzman bir miras avukatı ile hazırlanabilecek miras taksim sözleşmesinde tüm mirasçıların imzası bulunması gerekir.
Miras taksim sözleşmesi yapılabilmesi için mirasın başka bir yolla paylaşımının yapılmamış olması gerekir. Miras paylaşımı başka bir yolla yapılana dek miras taksim sözleşmesi mirasçılar arasında düzenlenebilmektedir.

Miras taksim sözleşmesi yapmak istiyorum diyen kişiler açısından daha öncesinde miras paylaşım davası açılmış olmasının bir önemi bulunmamaktadır. Mirasçıların aralarında yapacakları taksim sözleşmesi ile birlikte daha önce açılmış miras paylaşım davası sulh yoluyla sona erecektir.

Miras paylaşım sözleşmesi yapıldıktan sonra terekede bulunan varlıklardan taşınır miras için devir ve teslim yapılmakta, taşınmaz mallardan oluşan mirasta ise tapu dairesinde devir işlemleri yapılacaktır.
Miras taksim sözleşmesi nasıl yapılır diye merak eden kişilere bu süreçte uzman bir miras avukatı tarafından destek almaları önerilmektedir. Miras avukatı, Miras Hukukundaki bilgi ve deneyimi sayesinde, miras taksim sözleşmesi hazırlarken mirasçıların ileride yaşayabilecekleri hukuki sorunları engelleyebilmektedir. Miras taksim sözleşmesi hukuki altyapısı doğru hazırlanmadığı durumda ileride mirasçılar için büyük maddi kayıplara neden olabilmektedir.

Miras davalarına konu olan terekedeki malların paylaşımına ilişkin yapılacak olan miras taksim sözleşmesi, her vaka için farklılık gösterecektir. Yani miras bırakılan malların niteliği, değeri, mirasçı sayısı, kimlerin mirasçı olduğu… gibi hususlar her miras vakasında değişiklik göstereceğinden miras taksim sözleşmesi de bu ölçüde farklılık gösterecektir.

Ölüme Bağlı Tasarruflar :
Buradaki tasarruf sözcüğünü, eşya hukukundaki tasarruf sözcüğüyle karıştırmamalıyız. Yapıldığı anda etkilerini mal varlığında hissettiren bir harcama işlemi söz konusu değildir. Aslında ölüme bağlı hukuki işlem demek lazım. Bir kimsenin ölümünden sonra hüküm ve sonuç doğuracak, arzu ve isteklerini ihtiva eden hukuki işlemlere ölüme bağlı tasarruf diyoruz. Miras bırakanın ölüme bağlı tasarruf yoluyla, terekesi üzerinde yapabileceği tasarruflar ancak kanunen belirlenmiş olan ve saklı payların dışında kalan miktar için söz konusu olabilir.

Miras hukukunda ikili bir ayırma gidilmiştir;

Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruf (şekil itibariyle nasıl dış dünyaya yansımıştır?)
Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruf (içerik anlamında neyi hedeflemektedir?)
Bir vasiyetname içerisinde açıklanmış olan son arzular diyor ki; “Evlendikten sonra kapımı açmayan, halimi hatırımı sormayan, daha ölmedi mi diye gelmeyen, bayramda seyranda telefon dahi etmeyen kızımı mirastan uzaklaştırıyorum”. İşte burada maddi anlamda kızını mirastan çıkarma söz konusu. Şekli anlamda ise bir vasiyetnamede vücut bulmuş bir arzudur. Yine başka bir örnekte; “ben bütün mal varlığımla kamuya yararlı bir vakıf kurulmasını istiyorum” şeklindeki bir vasiyetnamede maddi anlamda bir vakit kurma tasarrufu olmakla birlikte şekli olarak bir vasiyetname mevcuttur.

Bazı ölüme bağlı tasarruflar var ki şekli anlamda tek bir türle bu tasarruf gerçekleşebiliyor. Örneğin, “mirastan feragat sözleşmesi” mutlaka miras sözleşmesi tarzında gerçekleşmeli. Miras sözleşmesi tarzında yapmamışsanız, feragat sözleşmesi geçersizdir (miras sözleşmesi noterde yapılır).

Ölüme Bağlı Tasarruf Türleri

  • Şekli anlamda ölüme bağlı tasarruflar Bazı ölüme bağlı tasarruflar sadece miras sözleşmesinde yer alabilir (örn; mirastan feragat). Bazı ölüme bağlı tasarruflar ise sadece vasiyetname ile yapılabilir (ör: miras yoluyla vakıf kurma, vasiyet teniz memuru atama). Diğer bütün işlemler ise her ikisiyle de yapılabilir.
  • Maddi anlamda ölüme bağlı tasarruflar Herhangi bir şekil şartı olmayan tasarruflar ise hem miras sözleşmesi hem de vasiyetname ile yapılabilir.
Ölüme Bağlı Tasarruflar İptali :

    İPTAL SEBEPLERİ

  • Medeni Kanunumuzun 557. maddesinde iptal sebepleri aşağıdaki şekilde sınırlı olarak sayılmıştır: Tasarruf mirasbırakanın tasarruf ehliyeti bulunmadığı bir sırada yapılmışsa,Tasarruf yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama sonucunda yapılmışsa,Tasarrufun içeriği, bağlandığı koşullar veya yüklemeler hukuka veya ahlaka aykırı ise,Tasarruf kanunda öngörülen şekillere uyulmadan yapılmışsa.
  • EHLİYETSİZLİK :
    Ölüme bağlı tasarruf, tasarrufta bulunanın, kanunun öngördüğü ehliyet şartlarına sahip olmadığı bir zamanda yapılmışsa, ilgililerin başvurusu üzerine hakim tarafından iptal edilebilir. Bir ölüme bağlı tasarrufta ehliyet incelenirken “vasiyet” ve “miras sözleşmesi” ayrı ayrı ele alınmalıdır. Şöyle ki, Medeni Kanunumuzun vasiyette ehliyeti düzenleyen 502. maddesi, vasiyet yapabilmek için;
    Ayırtım gücüne sahip olmak,Onbeş yaşını doldurmuş olmak şartlarını aramaktadır.Miras sözleşmeleri açısından, ilgili 503. madde ,
    • Ayırtım gücüne sahip olmak
    • Ergin olmak
    • Kısıtlı bulunmamak şartlarını aramaktadır.
  • İRADE SAKATLIKLARI Borçlar Kanununda olduğu gibi, ölüme bağlı tasarruflar açısından da hata, hile ve tehdit iradeyi sakatlayan sebepler olarak düzenlenmiştir. Nitekim, MK. m. 504/1 in birinci cümlesi şöyledir: “Miras bırakanın yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama etkisi altında yaptığı ölüme bağlı tasarruflar geçersizdir”. Ancak burada hemen maddenin devamına da değinmek gerekir. Nitekim Kanun “Ancak miras bırakan yanıldığını veya aldatıldığını öğrendiği ya da korkutma veya zorlama etkisinden kurtulduğu günden başlayarak bir yıl içinde tasarruftan dönmediği takdirde tasarruf geçerli sayılır.”demektedir. Buradan çıkan sonuca göre ölüme bağlı bir tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmiş ise, miras bırakan MK. m. 504/1 uyarınca bir yıl içinde yaptığı tasarruftan dönebilecektir. Bu bir yılık süre zarfı geçmiş ancak miras bırakan tasarruftan dönmemiş ise artık miras bırakan öldükten sonra mirasçıları irade bozukluğunu ileri süremeyeceklerdir. Ölüme bağlı tasarruftaki irade sakatlıkları miras bırakanın sağlığında öğrenilmemiş ise bu durumda mirasçılar süresi içinde iptal davası açabileceklerdir.
  • YANILMA (HATA) : Hata, gerçek irade ile beyan edilen irade arasında istenmeden ortaya çıkan uygunsuzluk hallerinden birincisidir. Hatada, ya gerçek irade ile beyan edilen irade birbirine uygun değildir, ya da, gerçek irade ile beyan edilen irade birbirine uygun, fakat iradenin oluşumu sakatlanmıştır. Doktrinde, birinci ihtimale “beyan hatası”, ikinci ihtimale de “saik hatası” adı verilmektedir . Yukarıda, irade sakatlıkları başlığı altında değinildiği üzere, Medeni Kanunumuzun 504 ve 557/2 maddelerinin uygulanması açısından, ileri sürülen görüşlerden, kabul ettiğimiz görüşe göre ortaya çıkan sonuç farklı olacaktır. Şöyle ki; Borçlar Hukuku açısından asıl önemli olan beyan hatasıdır. Beyan hatasında hataya düşen tarafın sözleşmeyi iptal edebilmesi için hatanın esaslı olması şarttır(BK. 23-24). Saik hatası kural olarak sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Buna karşılık miras hukukunda her türlü hata ölüme bağlı tasarrufun iptali için yeterli sayılmıştır. Bu açıdan hatanın esaslı nitelik taşıyıp taşımadığının bir önemi yoktur.
  • KORKUTMA (TEHDİT) : Tehdit, bir kimseyi korkutarak istemediği yönde irade beyanında bulunmasını sağlamaktır. Mirasbırakan, korkutularak bir ölüme bağlı tasarrufta bulunması sağlanırsa, söz konusu ölüme bağlı tasarrufun iptali için dava açılabilir. Borçlar Hukukundan farklı olarak, ölüme bağlı tasarrufun yapılmasını etkileyen her türlü tehdit iptal için yeterlidir. Bu açıdan, tehdit niteliği taşıyan eylemin hukuka aykırı veya hukuka uygun olması fark etmez .
  • ZORLAMA : Zorlama ile yani kaba fiziksel bir güçle (maddi cebirle) yazılan bir vasiyetnamede vasiyetnameyi yazanın iradesinin varlığından söz edilemez. Öyleyse zorlamanın da iptal yaptırımına bağlanması yerinde değildir .Örneğin başına tabanca dayanılarak yazdırılan bir vasiyetnamede tehditten daha ileri olarak maddi bir zorlama vardır ve bu nedenle, tasarrufta bulunanın iradesinden söz edilemez. Gerçekten iradenin olmadığı bir tasarruf her zaman kendiliğinden hükümsüzlüğe yol açar. Burada tasarrufun kurucu öğelerinden, irade noksandır. Oysa iptal edilebilecek bir tasarruftan söz edebilmek için ortada iptal edilinceye kadar geçerli bir tasarrufun olması gerekir. Dolayısıyla, kanımca da, zorlamanın da bir iptal sebebi olarak düzenlenmesi yerinde olmamıştır.

Tenkis Davası :
Tenkis Davası :
Miras bırakanın tasarruf özgürlüğünü aşarak saklı pay sahibi mirasçıların miras hakkına yaptığı tecavüzün giderilmesi ve miras bırakanın yaptığı tasarrufun kanuni sınırlar içerisine çekilmesi için açılan bir davadır.

Tenkis davası miras hukukuna ilişkin bir dava olup murisin (miras bırakanın) ölümü halinde açılabilen bir davadır. Muris sağ iken bu davanın açılması mümkün değildir. Tenkis davası, miras bırakanın bazı mirasçılar aleyhine yada işlemlerine karşı oldukça etkili bir hukuk davasıdır.

Tenkis Usulü Nedir ?
Tenkis davası açıldıktan sonra tenkisin nasıl yapılacağı kanunda belirlenmiştir. Buna göre tenkis, saklı pay tamamlanıncaya kadar; önce ölüme bağlı tasarruflardan, bu yetmezse en yeni tarihliden en eskisine doğru geriye gidilmek üzere sağlar arası kazandırmalardan yapılır. Ancak burada bazı kazandırmaların tenkisi'nin en son yapılacağı belirlenmiştir. Tüzel kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıflara yapılan ölüme bağlı tasarruflar ile sağlar arası kazandırmalar en son sırada tenkis edilir.

Tenkis Davası ne zaman açılır ?

Tenkis davası açma hakkı, mirasçıların saklı pay­larının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak 1 yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihlinin üzerinden 10 yıl geçmekle düşer (TMK. m: 571/1).

Bir tasarrufun iptali bir öncekinin yürürlüğe gir­mesini sağlarsa, süreler iptal kararının kesinleşmesi ta­rihinde işlemeye başlar (TMK. m: 571/2). Tenkis iddiası, defi yoluyla her zaman ileri sürüdürülebilir. (ÇTMK. m: 571)